|
ALTIN, tarih boyunca kadının ve erkeğin vaz geçemediği pahalı bir
element. Kimisine göre güzelliğin simgesi, kimisine göre ihtişamın
göstergesi... Kimisine göre zenginliğin delili... Kimisine göre ise
fakirliğin ve kanın habercisi... Kadınlara göre ise şıklığın ve asaletin
belgesidir, altın ve takı...Anadolu insanı açısından da en değerli tasarruf
aracıdır. Ancak, altının değeri ve önemi hiç değişmese de, zamanla bazı
alışkanlıklar değişiyor. O açıdan altın, günümüzde artık, tasarruf amaçlı
değil, gerçek işlevi olan takı ve süs aracı olarak kullanılıyor. Değerli
madenler ve taşlar, insanlık tarihi boyunca kimi zaman güzellik, kimi zaman
zenginliğin ve asaletin simgesi olarak işlendi, kullanıldı. Takının tarihi,
günümüzden 30.000 yıl önceye, Üst Paleolitik Çağ'a kadar uzanıyor. Ancak
uzmanlar, gerçek anlamıyla kuyumculuğun, Mezopotamya'da, Mısır'da ve
Anadolu'da, M.Ö. 4. binyılın sonlarına doğru başladığını belirtiyorlar.

|
Yüzüğün önemi...
EVLİLİKTE kadını koruma altına alınan sistemin başında mehir gelir.
Mehir'de alt ve üst sınırları Kur'an'da nasıl bahsedilmiştir.
ÖĞRENMEK İÇİN TIKLA
Takı gelenekleri...
MEHİRİN ne olduğunu bildiniz. Peki geleneklerde mehir çeşitleri nelerdir.
Nasıl belirtilir, Kur'an'daki söylemleri nasıldır.
ÖĞRENMEK İÇİN TIKLA |
Antik
takıların karmaşık kompozisyonları, ayrıntılı ve özenli işçilikleri
incelendiğinde, akla hemen bunların hangi aletlerle, hangi üstün teknik
bilgiyle yapıldığı sorusu geliyor. İnsanın yaratıcı gücünün bir uzantısı
olan bu teknik gelişimler, aynı zamanda insanın çevresindeki malzeme ile
savaşımının da bir göstergesi. Altının çıkartılması ve işlenmesi için
gelişen teknolojiyle birlikte taklit ve element karşımı da
gerçekleşmiştir.
Bir mineral piritine bakıldığında, şu eski atasözünü hatırlamakta yarar
var: "Her parıldayan şey altın değildir..." Çünkü, soluk, kirli sarı rengi
ve parlayan görünümüyle kimi zaman altına çok benziyor. Bu nedenle mineral
piritine takma bir ad bile takılmış: "aptal altını"... Pirit, altın gibi
kuvars damarlarında ve kayalarda bulunuyor. Çıplak gözle bakıldığında aynı
altını andırıyor. Ancak, altın daha yoğun ve yumuşak. Buna karşılık, pirit
kristalleri çok çabuk kırılıyor.
İlkçağlardan beri hiç değişmeyen ve değerini yitirmeyen tek meteryal, hiç
şüphe yok ki altındır. O nedenle bu sarı renkli maden, her dönemde,
yediden yetmişe herkesin rüyalarını süsler. Çünkü altın, herkes için
vazgeçilmez bir tutkudur.

Bu tutkuyu yakından tanıyalım isterseniz: 1B grubu soy metallerinden olan
altının özellikleri arasında, korozyon direnci, sülfürlenmeye ve oksitlenmeye
karşı direnç, iyonlaşma serbestisi, diğer metallerle kolay alaşım yapabilme,
yüksek elektrik ve ısı iletkenliği sayılabilir. Altına şekil vermek diğer
metallere göre çok daha kolaydır. Kolayca haddelenmesi, bakır, gümüş ve diğer
bazı metallerle değişik renk ve özelliklerde alaşımlar oluşturması onu süs
eşyası yapımında eşsiz kılar. Ayrıca altının çok iyi bir iletken olarak son
yıllarda elektronik sektöründe de endüstriyel mânâda kullanılmaya başlanması
onun değerini artıran unsurlardandır.
Altının saflığı "kırat"la (ayar) ifade ediliyor. Bu sözcük, Arapça
"kirat"tan geliyor. Arabistan'da değerli madenlerin keçiboynuzu ağacının
taneleriyle tartılması, bu sözcüğün Arapça'dan gelmesinin nedeni. Saf altın
24 kırat. Dünya da saf altın sadece merkez banklarında ve uluslararası
borsalarda satılan altındır.

 
|
Kuyumculuğun tarihi...
HER kadın
mehir'e hak getirilmemektedir. Bazı durumlarda kadın mehir'i alabilir
bazı durumlarda ise alamazlar. Kadının yerine kimler alır, kimler
alamaz işte bunların hepsini
ÖĞRENMEK
İÇİN TIKLA
Mehir sorunları ve altın
KADINA
verilen mehir kritik dönemlerde kullanılması gibi meseleleri de
gündeme getirmiştir. Mehir de sorunlar nelerdir? Yörelere göre mehir,
nedir ve ne kadar altın ile değerli eşyalar konulur. Bilmediğiniz bir
çok konu ve içtivayı öğrenmek için
DEVAMI TIKLA |
Saf altın
eski çağlarda kullanılmıştır. Günüzümde ise kıratlık değeri verilmiştir. Bu
değerler sırasıyla; 22, 21, 19, 18, 14, 10, 9 ve 8 ayar olarak kullanılır..
Bir yüzüğün 18 kırat olması, 18'lik bölümünün saf altından, geri kalan
kısmının ise başka metallerden oluştuğu anlamına geliyor. 19. yüzyılda,
altının değerini ifade etmek için "binler" sistemi getirildi. Buna göre 18
kırat altının ayar damgası 750 olarak tanımlanıyordu. Yani 750'lik bölümü
saf altın 250'lık bölümü diğer metaller.
Altın, mücevher sanayii dahil, pek çok alanda saf olarak kullanılmaz. Hem
değerli oluşu, hem de saf hâlinin çok yumuşak olması buna engeldir. Bunun
yerine bakır ve başka maddelerle alaşım hâline getirilir. Bu alaşımlarda
altın kütlesinin diğer metallerin kütlesine oranına karat (ayar) denilir. 24
ayar saf altın genelde binde 995 (1000 / 995) oranında saftır. 14 ayar
altını ele alırsak [(14/24) x 100], yaklaşık yüzde 58,5 oranında saf altın
içerdiğini görürüz. Aynı yöntemle diğer ayarlarda altının da kütlece ne
kadar saf altın içerdiğini bulabiliriz. Türkiye’de altın 22, 18 ve 14
ayarlarda tanınırken, Latin Amerika’da genelde 10, İngiltere’de 9,
Almanya’da ise 8 ayar olarak kullanılır. İspanya ve Portekiz’de 19, Arap
ülkelerinde ise 21 ayar altın mücevher talep edilir.


-Altın
karışımında kullanan element bileşimleri:
22 karat: %91.6 sı altındır ve 916 olarak damgalanır: Yüzük ve zincirler
için ama asla pırlanta ile kullanılmayan bir alaşımdır.
18 karat: %75 i altındır ve 750 olarak damgalanır: Daha sert bir
alaşımdır ve pırlanta ile kullanılır.
14 karat: %58.5 i altındır ve 585 olarak damgalanır: Genellikle küpe
ve zincirler için kullanılan sert bir alaşımdır.
8 karat: %33.3 i altındır ve 333 olarak damgalanır: Çok sert bir
alaşımdır
Altının içerisinde kullanılan bileşimler:
Platin: Normal altın için kullanılır.
Gümüş: Beyaz altın için kullanılır.
Bakır: Kırmızı altın için kullanılır.
Pirinç: Normal altın için kullanılır.
Nikel: Allerjiler nedeni ile kullanmaktan kaçınılmalıdır.
Şayet sahte veya beklediğiniz ayardan düşük altın almışsanız sakın
üzülmeyin. En azından değiştirme olasılığınız vardır. Bazen kuyumcuların
bile bu kalpazanlara dolandırıldığı oluyor. İşte size dünya çapında bir
örnek; Avrupa'da ve Türkiye'de kuyumcuları dolandıran şebekenin
yaptıkları hile herkesi hayrete düşürdü. Bir süre önce bir erkek ve bayan
elindeki ikili burma bilezikleri satmak için kuyumcuya girer. Kuyumcu
bilezikleri almak için hepsini tek tek keser. Daha sonra kara taşa sürter.
Taşa izi çıkan altının üzerine ilacı dökülür. Bekledikten sonra altın
olduğunu görünce parasını öder. İkili böylelikle elindeki tüm bilezikleri
kuyumculara satar. Lakin sonunda altının gerçek sarrafına satmak isterlerken
yakayı ele verirler. Daha sonra öğrenilen bilgiye göre; kafadarlar ikili
buyrma bilezik yapımında kullanılan iki telden birini altın, diğerini ise
yumuşak bakırdan burgu yapıp desen verdiler. Böylelikle
gramın yarısı bakır, diğer yarısıda altından olmuş oldu. Taşa sürtülen kısımda
sadece gerçek altının izi kalıyor. Böyle bir dolandırıcılık üzerine
kuyumcular burma bilezikleri çift taraflı taşa sürtüyorlar. |