TÜRKLERE özgü bir
gelenektir söz kesme. Bazı Arap ve Ortadoğu ülkeleri de bu geleneğin
etkisinde kalmıştır. Evlenecek iki kişi birbirlerini sevmişler veya erkek
tarafının ailesi kızı görmüş (günümüzde büyük kentlerde kız tarafı da
beğenmeye çıkıyor) ve istemeye gider. Karışlıklı aileler oturur ve kız
istenir. Söz kesmedeki ana unsur sadece kızın istenmesi olmadığını bilmeniz
gerekir. Bu sadece görüntüdür. Söz kesme veya sözlenme sadece aileler
arasında olmamakla beraber evlenecek olan iki kişi arasında da
gerçekleşmektedir. Sözün mahiyeti evlilik için atılan bir adım olarak
görülmemelidir. Bu sadece iki ailenin veya birbirlerine karşı ilgi duyan
çiftin karşılıklı güven verme veya yakınlaşmasını sağlama anlamı da
taşımaktadır.
Daha önce de belirttiğimiz gibi söz kesme, aileler arasında veya evlenecek
olan çift arasında gerçekleşmektedir. Aileler arasında söz kesme'de
beğenilen veya istenilen kızı ailesinden istemektir. Bu söz kesme usulü
çiftlerden daha çok ailelerin birbirleriyle yakınlaşması ve tanıması
anlamına gelmektedir. Durum böyle olunca iki aile birbirleri hakkında
derin araştırmalara başlar. Yakınlık kuracakları ailenin kökünü ve nereden
geldiklerini, geçim kaynaklarının ne olduğunu ve bireylerin çevredeki
insanların üzerindeki bıraktığı intiba ile davranış şekillerinin
araştırılması yapılmaktadır. Bununla birlikte kız tarafı damadın
kişiliğini, kültürel yapısını, ekonomik durumunu, çevreyle olan
ilişkilerini de sorgu haline getirirler. Erkek tarafı daha önceleri kızın
durumu hakkında araştırma yapıp iyi olduğunu öğrendikten sonra söz kesilme
yapılır. Söz kesildikten sonra kızın ailesi araştırılır. Aynı şeklide kız
tarafının aile bireyleri de ve kültürel yapısı da damadın ailesi
tarafından sorgulanır. Bu araştırmalar yapılırken, Aileler nişan için gün
tayin etmeye çalışırken biraz da karşılıklı olarak zaman kazanmaya
çalışırlar. Aileler kendilerince yapılmış bir yanlışlık varsa hemen söz
bırakma (söz atma) işlemine gidilir. Daha önce de dediğimiz gibi "söz"
evlilik anlamına hiç bir zaman gelmez, sadece tanıma zemini oluşturur.
Bir
de evlenecek olan çiftin yani bireylerin birbirlerine olan sözleri vardır.
Tabii her söz evlilik için bir ilk adım olarak görülmüştür. Ama unutmamak
gerekir ki söz sadece adım atmaya yarayan bir zemindir. Kadın (kız) ile
erkeğin birbirlerini beğenmesi ve arkadaşlıklarını ciddi noktaya getirme
anlamına da gelmektedir. Yani çiftin karşılıklı olarak diğer bekar olan
insanlar kendilerinin "söz"lü olduklarını ve bir başka kişi tarafından
istenmemesi anlamına getiren bir nitelik taşımaktadır. Böyle olunca da çiftin
karşı cinsten olan arkadaşlıkları da seviyeli olmaktadır. İki kişi arasındaki
söz bir anlamda çiftlerin arkadaşlıklarında daha ciddiye gitme anlamına
gelmektedir. Duygu yoğunlaşması aşk ve sevginin bütünleşmesiyle birlikte
evlilik hayatına atılan ilk adım olarak ta görülmektedir. Durum böyle olunca
da kişiler artık birbirlerin tanıma ve ailelerin tanıma yönüne doğru
giderler. Sözlü çiftler ilk etapta ailelerine arkadaş olduklarını gösterirler
ve beraberliklerinin ardından hoşlandıklarını göstererek tepkileri görmeye
çalışırlar. Bunlar olurken de çift, çevresindeki insanlardan evleneceği
kişiyle birlikte olmakla doğru mu veya yanlış mı yaptığı konusunda destekler
almaya çalışırlar.
.
Söz yapıldıktan sonra çiftler birbirlerine olan güvenleri tartmaya
başlarlar. Karşılıklı sorumluluklar
yüklenmeye ve çevresindeki kişilere evlilik için bir kişiyi seçtiğini
gösterme "hava atma" sıfatını taşımaya başlamıştır. Kişilerin
arkadaşlıklarında duygu yoğunluğu yaşanmaya başlamıştır. Bu nedenle
çiftlerin birbirlerinin yanlışlarını "söz esnasında" görmeleri mümkün
değildir. Bu yüzden çiftin beraberlikleri esnasında arkadaşları ve yakınları
karşısındaki kişiyi yakın takibe alırlar. Kişinin üzülmeyeceği yönden
bilinçlendirme maksadında bilgiler aktarılır. Bu bazen kız ve erkek
tarafından boyut daha da ileriye götürülür. Örneğin; "Bak onu bir
kızla-erkekle görmüşler, falanla veya filanla kumar oynarken görmüşler,
temiz insanmış hiç kimseyle görmedik, işinde de seviliyor muş, tiyatroya
sinemaya falanla gitmiş......" şeklinde sürüp gider. Böylelikle kişiler
birazda olsa arkadaşlıkta daha yakın bir tanıma konumuna gelirler. Bu
dönemde iyi yönler ve kötü yönler görülmeye başlanır. Şayet "aşk ve sevgi"
doruklarda ise büyük yanlışlar hiçte görülemez. Bazen bu durum evliliğe
kadar da sürüp gidiyor. Çiftler karşılıklı ikazlar da bulunarak yön vermeye
çalışırlar.
Şayet istenilen olmadığında beyinde mutlaka bir köşeye yazarlar. Karşılıklı
olarak eksiler ve artılar sürekli olarak yüklenilir. Daha sonrada evlenecek
olan bireyle kendilerine yakın olan kişileri bu konuya dahi ederek
tartışmaya başlarlar. Aileler arasında olsun çiftler arasında olsun,
bir uyumsuzluk mevzubahis oldu mu, bunlar değerlendirmeye alınır. İstenilen
düzeltmeler olmadı mı ve hatalar sürekli devam ettiği zaman ayrılma
noktasına kadar gelir. Söz evresinde ise evlenecek olan bireyler
birbirlerine hediyeler alırlar. Sevgilerini gösteren bu hediyelerle arada
meydana gelebilecek dargınlıkları da yok etmeye çalışırlar. Söz evresi
aslında iki kişinin birbirlerinin evlilik için
atılacak
ilk adım değil ciddi olarak tanımaya başlama olarak görülmelidir. Aynı
şekilde ailelerin de birbirlerini yakından tanıması anlamına gelmektedir.
Söz evliliğe gitme de olabilir, ayrılık ta olabilir. Resmi bir mahiyeti
yoktur. Asıl evliliğe ilk adım nişan evresinde gerçekleşmektedir. Nişan,
bireylerin yanı sıra ailelerinde "evet" dediği bir durumu göstermektedir.
Nişan da sadece aileler değil iki bireyin yakın çevreleri de bu birlikteliğe
onay vermesi anlamına gelmektedir. Bu birlikteliğin resmi bir mahiyeti yine
yoktur. Daha geniş öğrenmek için nişan bölümünü okuyabilirsiniz.