|
SEVİYORSUNUZ, sevliyorsunuz ve
evlenmeye karar verdiniz. Yeni bir hayata başlamanın mutluluğu
içerisindesiniz. İşte bu hayatın en güzel belgesi ise kamera veya
fotoğrafa almaktır. Sözlenirken, nişanlanırken, kına gecesinde, eğlenceler
düzenlerken kendinizi ve ailenizi anısını ölümsüzleştirmek istiyorsanız
mutlaka kamera veya fotoğraf makinasının karşısına geçin. Her an, her
dakikayı yaşamak güzeldir. Bazen insanlar yanlış
e
.
tabular
altına sığınarak, söz ve nişan anlarını kamera veya fotoğraflar arasında
olmak istemezler. Ayrılıktan mı, yoksa kötü sonuçların çıkmasından
mı?Korkarlar bilinmez ama kamera veya fotoğraflara alınması o anların
hatırlanması ve yeniden yaşanması demektir. Kamera çekimi veya
fotoğraflar her zaman insanların mutlu anlarını ve unutulmaz duyguları
yaşandığı zamanları gösterir. Acı ve hüzünlü anlar sadece haberler
televizyon, gazetelerde görüntülenir. Fotoğraflara küs olan insanlar
hayata da yüzde 50 küs sayılırlar. "Olur mu böyleşey?" demeyin.
.
Bakın nasıl olduğunu
şimdi daha yakından göreceksiniz. Siz dünyaya geldiniz ve bu hayatın
içerisindesiniz. Yaşadığınızı belgeleyen unsurların başında fotoğraf gelir.
İspatınızı da fotoğraflar sağlar. Ne yazık ki
hayatın gerçeklerinden biri de bu.
Fotoğraflara biraz daha
yakından bakalım... Kamera ve fotoğraf görüntülerinin hayatımıza ne kadar
çok girdiğiniz göreceksiniz. Şöhret olanlar, şöhreti yakalayanların en
çok fotoğraf çektiren insanlar olduğunu biliyormusunuz. Fotoğraflar
herkesin mevkilerini gösteren adeta simgesi gibidir. Bakın fotoğraflar
hayatımızın neresinden girmeye başladığını görün. İnsan oğlu doğuyor,
ilköğretim okuluna başlayacağı zaman, nüfus cüzdanı ve okul kimliklerine
ilk resimleri yapışıyor.
.
.
Daha
sonra lise ve üniversite kimliklerine, diplomalara, eğitim belgelerine,
ehliyet, kimlik, ruhsat, ustalık belgesi, dernekler, sağlık belgesi,
Askerlik, iş kimlikleri vs. bir çok belgenin üzerine resimleriniz yapışıyor.
Yani kişinin yaşadığını ve nasıl birisi olduğunu gösteren en büyük belge
fotoğraftır. Bir nüfus cüzdanı düşünün, isim soyad, baba, ana adı, doğum
yeri, ili ilçesi her türlü kayıt bilgisi var. Lakin bu kimlik belgesinde
fotoğraf yok. Kim ve nasıl biri olduğu belli değil... O zaman bu kişi
gerçek anlamda yaşadığı sayılır mı?.
.
Yaşadığı vardır ama nasıl ve ne şekilde olduğu bilinmediği için tam
olarak tahmin edilemez. Biliyorsunuz, doğumlardan sonra gen tahlili
yapılmadığı için kişinin kim olduğuda ispatlanamaz. İstaptı için anne, baba
ve akrabaların doğru şahitlik yapması geremketedir. Devlet bu kadar
uğraşmıyor sadece parmak izi ve fotoğrafa bakıyor. Gelişen teknolojiyle
birlikte fotoğraf sanatı da değişmektedir. Bir kişinin doğada gerçek kimliği
olarak parmak izleri olduğu gibi fotoğrafta o kişinin yüzü ve kendi
göstergesidir. İşte bunları dikkate alarak bir kere daha "fotoğraf çektirip,
çektirmemek konusunu detayıyla düşünün". Gerçek anlamda fotoğraflarda
görünmek istemeyen insanlar, bu belgelerde de görünmeyi başarabiliyorlarsa o
zaman çektirmesinler. Lakin bu belgelerin bir tanesinde görünüyorsanız eğer
resim çektirmekten korkmayın. Resimler olmazsa canlı tarih diye bir durum
ortaya çıkmaz.
DEVAMI TIKLA>>>
|