|
HAZIRLIK
denince her şeyden önce ilk akla gelen maddi hazırlıklardır. Gelin ve damat
tarafının aileleri yeni bir ev kurma telaşı içerisine girdiklerinden dolayı
yeni çiftlerin nasıl bir psikoloji içerisine girdiklerini düşünemezler. Öyle
aileler vardır ki masraflardan kaçmak için bazen geline veya damada baskı
yaparak alınan eşyaları karşı tarafa yıkma derdine düşmelerdir. Durum böyle
olunca da gelin-damat duygusal anlamda birbirlerine bağlı olmalarına rağmen
maddi anlamda çöküntü yaşamaya başlarlar. Hangi taraf baskın çıkarsa, ezik
olan taraf "Acaba bu evlilik maddi yönden mi istendi?!" düşüncesi ön plana
çıkmaya başlar.
e
.
Ailelerin "Kızım-oğlum evlilik aşamasından ne yaptırırsan o kalır,
çektirmezsen sonra pişman olursun" düşüncesiyle yaptıkları bu hareketin
devamı olarak, "Her ne yaparsan yap bizden bilmesin" hareketiyle son
bulunur. Kız ve erkek artık içine kapanmaya başlamış ve psikolojik olarak
karşılıklı savunma stratejisi durumuna gelmiştir. Genç çiftler bunun
farkında bile olamazlar.
Böyle bir ortama
girildiği takdirde, çiftler birbirlerini tanımak için çaba sarf etseler
de artık başarılı olamazlar. Yapılan her hareket batmaya başlamıştır. Bu
nedenledir ki aileler düğün hazırlıkları sırasında yeni çiftlere
olabildiğince olayları tek taraflı olarak yansıtmamaya özen
göstermelidir. Evlilik genelde iki aşamadan
.
meydana gelir. Bunlardan birincisi aşık olarak, yani severek. İkincisi ise
görücü usulü veya tanıştırılarak yapılan evlilik çeşididir. Toplumda ve
yakın çevremizde görüyoruz, birbirlerine aşık olmuş, deliler gibi seven bir
çift... Sözlendiler, nişanlandılar evliliklerine kısa bir zaman kalmış ve
bir de bakıyorsunuz ki yüzükler atılmış herkes ayrılmış. Ne oldu, "Kız
erkeği istememiş" veya "Erkek kızda kusurlar görmüş", "Erkek başkasını
sevmiş, kız başkasına aşık olmuş" gibi sorular ve dedikodularla ayrılmışlar.
Hemen kendi kendimize soruyoruz, "Yahu bu kız ve erkek birbirlerini deliler
gibi seviyorlardı. Sözlendiler ve sevgileri bir kat daha artıyordu. Dışarıya
da öyle yansıyordu, sonra da nişan yaptılar. Mutluydular..
.
.
Kesin birinden birinde kusur vardır?.." gibi sorularla yoğrulup gidiyor.
Böyle bir durum kimisine
göre, "Kısmet değilmiş", kimisine göre de "Böylesi daha iyi oldu" diyerek
ortama daha yumuşak bir hava katmaya çalışırız. Böyle bir durum, Kız ve
erkek ailesini olumsuz etkilediği gibi böyle bir karar ilk başta çiftlerde
rahatlık verirken diğer taraftan da çöküntü yaşatmıştır. Peki neydi böyle
ayrılık durumuna gelen unsur... Madem sevmeyeceklerdi, sorumluluk
üstlenmeyeceklerdi neden bu kararı aldılar?... İşte sorunun cevabı:
Söz
yapan çiftler ilk başta sadece duygularıyla hareket ediyorlardı. Daha
sonra beraber oldukları dönem boyunca, artık kendilerini ve
karşılarındakini tanımaya başlamışlardır. İnsan yapısı her tanıdığı
.
insana
karşı her zaman farklı tepki vermektedir. Bir insanın çevresi ne kadar
geniş olursa vizyonu ve görüşü de o kadar geniş olur. (Tabii bilerek
yaşayan insanlar için geçerlidir.) Çiftler birbirlerini tanıdıklarında,
kendilerine, yaşam tarzına ve kriterlerin uyuşmadığını görmektedir. Durum
böyle olunca da kişiler birbirlerini değiştirmeye çalışmaktadır.
Başaramadıklarında da
beraberliklerinin kendileri için bir işkence olduğunu söyleyerek ayrılığa
gitmektedirler. Görücü veya Tanıştırma usulüyle evlilik yapan çiftlerin
ayrılıkları da benzer sebeplere dayanmaktadır. Aracı olanlar, genelde
evlenecek kişileri olduğundan farlı göstererek tanıştırmışlardır. Evlenecek
olan kişi de karşı tarafa nasıl tanıtıldıysa öyle davranmak için elinden
geleni yapar.
DEVAMI TIKLA>>>
|