|
davranışlarımızda değişmeye; onca zamandır yaptığı şeylerden sinir almaya,
terslemeye, takmaya başlarız. Bu arada eşinizde bu durumdan etkilenmeye,
sıkılmaya ve giderek yalnızlaşmaya başlar. Eşler sudan sebeplerle kavga
etmeye ve birbirlerini suçlamaya başlanır. İşte böyle bir durumda yılların
verdiği hüzünlü ve sevinçli sıkıntıların hepsi patlak vermiştir.
Neticede ya aralarında sevgi ve saygı varsa "Evlilik terapistine" gelir
yardım alırlar, ya da birinden biri diğerine ihanet eder! Maalesef en çok
ikinci şıkkı erkekler çoğunlukla doğururken kadınlarda aynı
.e
.
duruma
düşüyor. Zira ihanet eden kişi, içindeki sevgi, alaka boşluğu mu, o anın
şartlarında, önüne kim çıkarsa bunu onunla dolduruyor. Daha doğru bir
tanımla "Denize düşen yılana sarılıyor." Bununla kimseyi aşağılamak
istemiyoruz ama, o anın şartlarında, içinde bulunulan duygusal boşluk,
fazla araştırılmaksızın dolduruluyor. İhanet edilen ise, bir şekilde
haberdar oluyor ve kıyametleri koparıyor. Sonradan pişman olunacak şiddet,
hakaret tabii ki çifti içinden çıkılmaz bir yaşantıya itiyor.
Acı ama gerçek. Teknolojiyle birlikte rahat
yaşam kişileri belki de cevizkabuğunu doldurmayacak nedenlerden dolayı
tamamen yıkıcı hale getiriyor. Yazıyı okurken belki de "bizim yaşantımız
nerede kolay gelde sen yaşa! Sıkıntılar bitmiyor ki!" mazeretleri peşpeşe
.
.
sıralayacaklar.
Tabii bu dönemde gözümüzde görmediğimiz ve hayatımızın büyük bölümünü
kapatan yaşantımız. Anlatmakla bitiremeyeceğimiz. İşte hayatımızın tamamını
içerisine alan ve bizi ufak zorluklar içerisinde çıkılmaz hale getiren
yaşantımız.
-Televizyon; Aile bireylerini gece gündüz
kendisine hapseden ve bireylerinin birbirlerini anlamasını engelliyor.
Programlar bireyleri tamamen içerisinde aldığı için yuvada ortak paylaşım ve
sorunlara ayrılan zaman 5 dakikayı geçmiyor. Aile bireyleri nornmalde
birbirleri için ortak konuşması ve paylaşması gereken en az 120 dakika
zamanla birikiyor ve dağ gibi oluyor.
-elektrik süpürgesi, çamaşır makinası, kombi
veya şofben, fırınlı ocak, sabun yerine deterjan, mutfak robotları, çatal
bıçak setleri, sürekli ayrı kablarda yapılan ve her yemekte ayrı ayrı kab
konup yenmesi...
.
.
İşte
sıralayamadığımız bir çok unsur. Bunlar hayatı kolaylaştıran öğelerdir. Yok
dediğimiz ailelerin evinde mutlaka bir tanesi vardır. İşte bu aletleri bir
hafta boyunca kullanmayacağım diyen bayan oldu mu?.. Yemekleri bir kere de
olsun tek kapta yedirtmeyi düşündümü... Tabiatı düşünerek bir kerede çamaşır
makinasına koymadan elde, deterjan yerine sabunla bir kere çamaşır yıkamayı
denedi mi... O zaman farklı bir yaşantının ve zorluğu görebilecektir..
-Cep telefonu ve normal telefon; Kısacası
haberleşme cihazlarında uzak durmayı deneyebiliyormuyuz. İhtiyaç
duyduğumuzda arayıp
.
konuşmayı
bir kere de denense. Aslında telefonu biz konuşmak için değil, birilerini
kontrol etmek veya yaşantısında neler oluyor onları öğrenmek için
kullanıyoruz. Bir kerede kendimiz için yaşayalım
-Varsa bilgisayardan ve internetten uzak yoksa
kağıt, tavla, okey vs den uzak durmayı denenebilse. Mazeretler uydurulmadan
konuşulsa. Hatta kavga dahi edilse birbirlerini daha iyi anlayacaklar.
-Otomobil, otobüs ve diğer araçlar; Sürekli
hareket halindeyiz, toprakla bir gün bile tanışamıyoruz. Bütün uyarılara
rağmen ayda bir, belki 3 ayda bir toprakla tanışıyoruz. Bir kere de yakın
mesafe veya uzak mesafe hiç yürümeyi denedik mi... Bunları sıklıkla
yapabiliyor
DEVAMI TIKLA>>>
<<<<GERİ
DÖN
|