Erkek giyimi insanın var oluşundan yani M.Ö. devirlere kadar uzanmaktadır.
Örtünmek Adem (a.s)'a kadar uzanmaktadır. Türklerin koyun yününden ve ketenden
iplik yapmasıyla birlikte erkek giyiminde de ilk değişim başlamıştır. Hayvan
derisi giysilerinden dokuma giyisisine doğru yönelmiştir.. Eski Türkler (şimdiki
kızılderililer) hayvan derisini terbiyelendirerek deri giyimine farklılık
getirmiş, ilk pantolon ve ceket (mont) yaparak yeni bir devir başlatmışlardır.
Daha sonraları savaşlar ve tacirler tarafından deri kıyafetleri yapılış
tarzıyla birlikte Avrupa'ya taşınmıştır. Avrupa'da kürklü deriyle çıplak
deri bir araya getirilerek farklı kıyafetler ortaya çıkartılmıştır. Damatlık
elbisesi Türklerde özel bir ilgi alanı olmuştur. Evlenecek
erkeğin çok güçlü görünmesi ve kendini kanıtlaması gerekmekteydi. Türklerde
yünlü deri yerine daha heybetli ve güçlü gösterecek giyisiler tercih edildiği
için koyun yününden yapılan kalın kaşe kıyafetler giydirilerek farklılık teşkil
edilmiştir.
Bey, ağa oğlu, yörük başı ve muhtar oğulları bu giydikleri damatlıklarla
kendilerini ön plana çıkartmıştır. Koyun derisiyle birlikte koyun yününü
eğriyerek iplik haline getirip erkek elbiseleri ve damatlık yapılmasıyla
devlet yöneticilerinin başlıca kıyafetleri arasında yer almıştır.
Biliyorsunuz ki kıyafetler devletlerin şekillerini ve yönetim biçimlerini
de göstermekteydi. Kesin tarihi bilinmemekle birlikte, ilk damatlıkta
keten ve yün ipliğinden yapılan kumaşlarla dikildiği ve Türk erkeklerinin
giydiği ileri sürülmektedir.
Eski çağlarda dünyanın bir çok ülkesinde evlenecek erkek düğün günü temiz
ve günlük kıyafet giyerek kilisede veya yakın çevresinin toplu halde
bulunduğu bir eğlence yerinde evlenirlerdi. Türklerde ise erkekliğin
3'üncü ayağı olarak gösterilmekteydi.
Erkekliğin birinci ayağı, çocukluktan gençliğe yani kılıç tutma ve
avlanma, İkinci ayağı ise evine geçim sağlatmak ve devleti için
savaşmaktı.
.
İşte üçüncü ayağı da evlenmektir. Erkekliğin bu evreleri yapılırken Türk
erkekleri kıyafetleri hep değişik ve özel yapılmaktadır. Kıyafetler
ülkeleri, bölgeleri, illeri, obaları ve ailelerin yaşam tarzlarını belli
ettiği için olduğundan daha yüksek görünmeye çalışmaktaydılar. Davullu
zurnalı yapılan düğünlerde topluluk içinde bulunan damadın kıyafetlerinden
dolayı ön planda görünmeliydi. Türklerin yaşadığı bölgelere gelen, Tacirler,
macirler, sanatçılar gibi vb. kişiler veya toplulukların bu gelenekleri
kendileriyle birlikte Avrupa'ya yayıldığı kaynaklarca
gösterilmektedir.
Avrupa bu giyim tarzı tekstil sanayisini kurarak geliştirmiştir.
Evlenen damatların kıyafetleri de değişmeye
başlamıştır. Kısacası Avrupa'da tekstil sanayisi hamleleri atılırken,
Türkler de İslamı kabul etmesiyle Arap giyimine doğru yönelmiş ve kılık
kıyafetlerinide bulundukları ülkeye sokmuştur. Arap kültürünü kabullenen
Türkler daha sonraları, şalvar türü kıyafetlerle birlikte Türk damat
kıyafetleri de farklılaşmıştır. Zaman ilerledikçe şalvar ve kadınların
çarşafla kapanmış ve Çin'den getirilen ipek vb. pahalı kumaşlara
yönelinerek; kaftan, şalvar gibi kıyafetler ağırlıkla kullanılmaya
başlanmıştı.
.
.
Ev hazırlığı ve
alışveriş bilgileri
EVLENECEK
olanlar yeni ev kuranlar, evli olup ev geçindirenler. Artık alışveriş
takibinizi internet üzerinden yapmaktasınız. Nerede ne kaç liraya
satılıyor...
ÖĞRENMEK
İÇİN TIKLA
Geleneklere göre
evlilik sorunları
EVLİLİK bir gelenek biçimidir. Evliliğinizde çatışmalar yaşıyorsanız veya
eşinizin geleneklerini tam bilmiyorsanız o zaman sorun var demektir.
Gelenekleri
Osmanlı İmparatorluğu'nun son
200 yılında ise daha da ağırlıklı olmaya başlamış ve Arap giyim kültürü
ülke geneline tamamen yayılmış durumdaydı. 1. Dünya savaşından sonra
parçalanan Osmanlı İmparatorluğu'nda işgalci güçler Anadolu'yu işgaliyle
birlikte yeni bir devletin kurulması ve kıyafet devrimininde adımlarının
atılmasına neden olmuştur. Kurtuluş savaşında işgalci güçlerin
kaybetmesiyle birlikte yapılan Lozan Antlaşmasıyla kalan Osmanlı
toprakları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkiye
Cumhuriyeti'nin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, kıyafet devriminin
atılımının yapılmasının Türkler için aydınlığa giden yolun
basamaklarından bir tanesi olduğunu görmüş ve gerekli atılmaları kanunlar
çıkartarak yapmaya başlamıştır.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk,
23 Ağustos 1925’te Kastamonu ve İnebolu’ya yaptığı seyahatlerde şapkayı
halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i
nazardan medeni insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa
kadar medeni olacaktır. Medeni ve beynelmilel kıyafet milletimiz için
layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925’te de
İnebolu’da “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur.
.
.
.
Evlilikte resmi
prosedürler...
EVLENMEYE karar verdiniz. Lakin genel hazırlıkların çoğunu tamamladınız.
Fakat resmi işlemlerin neler olduğunu bilemiyorsunuz. Resmi prosedürlerin
tamanını
ÖĞRENMEK
İÇİN TIKLA
Salon üçkağıtçıları
Düğün
salonu kiralayacaksınız. Size inanılmaz fırsatlar sunuyorlar. Ne yapacağınızı
bilmiyorsunuz, detayları...
Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz
için layık bir kıyafettir.” diyerek, medeni yaşayışa uyan kıyafetin kabulü
gerekliliğini belirtmiştir.
Atatürk’ün uyarması üzerine daha 25 Kasım 1925 tarih ve 671 Sayılı Şapka
Kanunu çıkmadan önce vatandaşlar şapkayı giymiş ve bu yenilik, medeni
kıyafet değişimi olarak halk arasında iyi karşılanmıştı. Bundan sonra, cüppe
ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız din
adamlarına tanınmıştı.
Bunun yanında bir de Fıtri zevk her Millette farklı şekillerde gelişmiş
bunun neticesi olarakta her Milletin tercih edecegi ölçü ayrı ayrı olmuştur.
Herhangi bir Milletin hayat tarzı, Üslubu, içinde bulundugu cografi durum,
iktisadi- ekonomik, medeni, fikri ve manevi şartlarda kıyafetler degişmiş,
içerisinde bulundugu umumi geçim imkanları İş, sanat, zenginlik, fakirlik
gibi içerisinde bulunduğu şartlarda kıyafeti etkileyici sebeplerden
sayılmıştır. Ayrıca toplumlara göre degişen renk sembolü oldugunu da
unutmamak lâzımdır. Yani kısaca elbise toplumların üzerindeki önemli bir
işarettir. Ve bu işaretimiz muhatabınıza-karşımızdaki kişiye hangi gruba ait
oldugumuzun görüntülü mesajını verir. Kıyafetimiz , evimizle, barkımızla
birlikte bizlerin ait oldugu grubu açıkça ortaya koyar. Kıyafet devriminden
sonra, Avrupa'daki erkek giyim modelleri Türkiye'ye girmeye başlamış ve
tekstil sanayisinde de hamleler yapılmıştır. Şimdi ise Türkiye tekstil
sanayisi bakımından dünyada sayılı ülkelerden birisi durumundadır.