|
'Denizin ortasında kaldık
hiç birşey yapamadık'
Rumuz;
motor bozuldu
BEN herkesin tanıdığı medyatik birisiyim.
Bu yüzden evlilik tarihini vermeyeceğim. İstanbul'da oturuyorum. Lakin
evlendiğimizde hayal edemeyeceğim heyecan dolu bir balayı yaşadım. İnanın ki zor
durumda kaldığınızda karşınızdakini değil önce kendinizi düşünüyorsunuz. Manken
olduğum için eşimle mesleğimi yaptığım sırada tanışmıştım. Bu yüzden eşimde ünlü
bir işadamı olması nedeniyle adını söyleyemeyeceğim. Balayını herkes gibi
turistik bir yerde yapacağımızı söyledik. Hatta yurt dışına çıkacağımızı
belirtmiştik. Medya balayına çıkacağımız tarihi aşağı yukarı tahmin ederek
havalanlarındaki muhabirleri uyarmışlar ki hepsi oradaydı.
Havaalanına girmeden geri döndük. Kocam telefonla havaalınını aradı ve
Antalya'ya uçak olup olmadığını sordu. O gün uçak olmadığını öğrenince arabayla
Antalya'ya gitmeye karar verdik.
.
.
Daha sonra
tam bir U dönüşü yaparak, dış hatlar terminaline yöneldi. Havaalanında
pasaport bölümüne geçtik. Bu sırada muhabirler peşimizde görüntüler almaya
başladı. Herkes nereye gideceğimizi merak ediyordu. Ağzımızdan bir kelime
duymak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Tabii ki onların göreviydi
saygıyla karşılamak gerekirdi. Hiç bir şey konuşmadık. Sadece gülümsedik ve
"Balayı için olabilir" diye bir laf kaçamağı yaptık. Yaptık yapmasına ama
televizyonlar gazeteler bunu evire çevire her yere gönderdiler.
Medya bizi yurt dışına uçurdu, biz ise Antalya'ya yola koyulduk.
Eşimin arkadaşının yatıyla Akdeniz'e doğru açıldık. Açılış o açılış...
Güneş, deniz ve hava
güzeldi. Kaptan denizin dalgalı olacağını söyledi. Biz ise boşver kadife
gibi dalga malga bizde olsun deyip kocamla odaya geçtik. 3 saat sonra o
kadife deniz adeta bize sinirlenmiş ve birlikte olmamıza kızmışçasına yatı
sallayıp duruyordu. Anlayamadık.
.
.
Yatın motoru
bozuldu. Dalgalarla sürüklenmeye başladık. Yolumuz rotamız kıbrısa doğru
gidiyordu. Kaptan çok deneyimli birisiydi. Bize can yeleklerimizi giydirdi.
Burası Akdeniz, deli dalgaları vardır. Hele Kıbrıs ile Türkiye arasında bir
yer vardı ki orada girdap gibi bir akıntı söz konusuydu. Çok korktuk. Her dalgayla
karşılaştığımızda veya akıntıya girdiğinde sanki yat parçalanacakmış gibi
oluyordu. Herşeyi unutmuştuk. Eşimde korkmuştu ben de... Kaptana bakacak
olursanız o kafayı çekmiş "Denizleri aşta gel, kurbanın olayım, kurtar beni
buralardan ne olur" şarkısını söylüyordu. Bir yandan da rüzgara dalgalara o
kadar sevecen bakıyordu ki sanki istediği oymuş. Dalgalarla boğuşa boğuşa
gidiyorduk bir anda yelkenleri gördüm.
.
.
Kaptana
"yelkenleri neden açmıyoruz" diye sordum. Kaptan da "açarsak tam açılırız.
Bir yandan dalgaların sertliği diğer yandan rüzgarın hırçınlığı, ayın
bardaktaki rakıyı çinçin yapar gibi dalgalarla tekneyi çin çin yaparız."
Dalgalar kırılmaz ama tekne de bardak gibi çatlar" espirisini yaptı. Bu
konuşma onun için yumuşaktı ama bizim için herşey değişti. Karaya bir an
önce çıkmak için çaba harcıyorduk. Kaptan Kıbrıs'a doğru gitmemiz
gerektiğini belirtti. Motor çalışmadığı için kıbrısa doğru gidiyorduk. Güzel
Yurt'a yaklaşmaya başladık. Hırçın dalgalar durgunlaştı ve kaptan yine
mırıldandı, "Akdeniz, akşamları bir başka oluyor... Hele bir de aylardan
Temmuz ise bir başka oluyor... İşte ben böyle bir akşamda aşık oldum..."
şarkısını söyleyince biz kendimizi dağıttık. Kaptanın o kadar güzel sesi
vardı ki ensturumansız bile denizle bütünleşip bizi başka dünyalara götürdü.
.
.
Denizin
hiddeti kaptanın yumuşaklığı inanılmaz korku ve inanılmaz güzellik yaşattı.
Neyse Kıbrısa geldiğimizde nüfus cüzdanlarımızı gösterip kıyıya yaklaştık.
Otele geçtik ve balayını geçirdik. İnanın ki yurt dışında tatil yapmak
aklımızın ucundan bile geçmedi. Ama, deniz, dalgalar bizi Kıbrıs'a
getirmişti. Bu balayı o kadar güzeldi ki benim için unutulmaz bir anıydı.
Kıbrıs'ta 3 gün kaldık ve güzel de yandık. Tekneyle Antalya, Ege ve İstanbul'a
geldik. Kıyı boyunca yaptığımız gezi mükemmeldi. Telefonla görüştüğümüz
arkadaşlarımızı da sahil boyunca topladık. Onlar bizim yurtdışına çıktığımızı
söylemişlerdi. Bizde "doğru" dedik. "Belirtilen yerlerden kıbrısa geldik.
Ordanda yat turu yaptık" diye espirili bir şekilde konuştuk. Bu tatili
isteseydik böyle olmazdı. Kocamı bu yüzden çok seviyorum. Ben mankenler
içerisinde en şanslı kişiyim. Hayat hep bana iyi güldü. Bundan sonrada öyle
olur inşallah.… |