|
'Balayını kendi evimizde
geçirdik güler misin ağlar mısın?!'
Rumuz: Ağlamak
BALAYI
ilk kez evlenenler için hayatlarında belki göremeyecekleri en güzel anılardan
birtanesidir. Balayını yaşamak, eşinle birlikte mı olmak yoksa tatil yapmak mı?,
Tatilse her zaman çıkıp yapacağın birşey. İkisi bir arada zaten tatilde oluyor.
Ben İstanbul'dan Hacer. Eşim Emrullah ile beraber ikimizde lise mezunuyuz.
Emrullah'la ben nişan evresinde zaten birbirimizi çok iyi tanıdık ve ondan sonra
evlendik. Yani anlayacağınız tatile çıkarak balayını yaptık. Düğün sonrası
balayı tatilini ise evimizde geçirdik. Geçirdik geçirmesine ama bence balayına
çıkmaktan daha çok macera yaşadık. Halimize ağlayalım mı yoksa gülelim mi
bilemiyorum....
6 Ay
öne evlendik. Yani 6 aylık evliyim. Dünyanın en şanslı insanı ben sayılırım,
nedeni kocamdır. O benim sadece kocam değil arkadaşım, sırdaşım, dostum, bebeğim,
herşeyim. Ailemin bana göstermediği ilgiyi o gösterdi. Arkadaşlarım yakınlarım
bana erkekleri, "elde edene kadar sana iyi davranırlar, evlendikten sonra sert
yanlarını ve aşırı kıskançlıklarını gösterirler. Daha sonra da evliliğin 2'inci
yılında ilk aldatmayı yaparlar" diyorlardı. Ama ben eşimle 3 yıl nişanlı kaldık.
.
.
Nişanlılık
evresinde imam nikahını kıymıştık. Daha sonra da 1'inci yılın sonunda
arkadaşlar ve biz tatile çıktık. Ailem Emrullah'a çok güveniyorlardı. Bana
ise "bu herşeyi yapar" gibi bakıyorlardı. İşte olanlar orda oldu. Emrullah
"hayır, olmaz" demesine rağmen cazibeme dayanamadı ve oldu. Yani herşey yine
bende bitti. 3 yıl karıkoca gibi yaşadık. Ama ailemin bundan haberi bile
olmadı. Kocam pazarlamacılık yaptığı için onunla beraber aynı işi yapmaya
başladığımızdan heryerde beraberdik. Yani anlayacağınız biz bir bütün gibiyiz.
Bir elmanın iki yarısı gibi. Hani derler ya, eşlerin toprağı bir yerden
olurmuş işte bizimde toprağımız da sanırım öyle..
İşlerden
kazandığımız parayla yuvamızı kurduk. Arabımızı ve evimizi aldık. O kadar
mutluyum ki bilemezsiniz. Allah herkese böyle mutluluk versin. Tatil
bölgeleri, köyler, ilçeler, mahalleler kısacası Türkiye'nin yüzde 70'ni
gezdik. Amacımız para kazanmak ve gezip görmek. İşte biz bunu yaptık.
Sattığımız ürünlerden insanlar da memnundu. Biz de memnun kaldık. Tüm
amacımız kendi kuracağımız bir evimiz olsun. Düğüne kadar da evi alıp içini
kurmaktı. İşte bunu düğüne kadar yaptık. Çok mutlu bir şekilde oldu. Evimizi
kurduk ve eşyalarını yerleştirdik. İşimiz hep dışarısı olduğu için en rahat
yerin ve en güzel balayınında kendi evimizde olacağını düşündük. Sadece
düşüncede oldu. Neler olmadı ki neler!...
.
.
15 gün
boyunca
Suadiye'deki yeni evimize kapanacaktık.. Bunun için 15 günlük yiyecek
stokumuzu aldık. İçeceklerimizi tatlımızı da aldık. Hatta mısır patlatma
makinasını bile hallettik. Cep telefonlarımızı kapattık. Balayını yeni
evimizde yapacağımızı ailemize bile söylemedik. Klasik bir balayı yeri
söyledik. Bilirsiniz burası da Antalya.
Emrullah ve ben balayı tatilini Antalya'da "............." otelde
geçireceğimizi söyledik. Yani dünyadan kendimizi tamamen kestik.
Düğün günü
geldi, çattı.. Zaten evliydik resmiyette de evli olduk. Düğünümüzde herkes
eğlendi. Akşam vakti kayınvalidemin evine gittik. Ben orada, gelinliğimi
çıkarttım, eşimde damatlığını. Hemen hazırlandık. Çantalarımızı ve
giyeceklerimizi alıp arabaya koyduk. Herkesi görüp öpüştükten sonra yola
koyulduk. Emrullah Antalya'daki oteldeki arkadaşını arayıp "annem babam
ararsa orada olduğumuzu ve deniz turuna çıktığımızı 10 gün gelmeyeceğimizi"
söylemesini istedi. Dünyaya kapanmamıza son dakikalar kalmıştı. Gece bir
restoranta gidip yemeğimizi yedik oradan da Etiler'de "......." barda
eğlendik. Şarkı söyleyenler yeni evli olduğumuzu hemen anladılar.
Nasıl anlıyorlar bilemiyorum ama şarkıları hep bizim için söylediler.
Gecenin ilerleyen saati 3 gibi eve geldik. Çok mükemmel bir geceydi. O gece
beraber olduktan sonra yatıp uyuduk. İkinci günü aldığımız CD'lerdeki
filmleri izlemeye başladık. Yemek yapacaktım ki, gaz kesilmişti. Yemek
yapmaktan vaz geçtik.
.
.
Aparatif olan çitos, büskivi pasta, kek gibi yiyeceklerle idare etmeye
başladık. Eee iki kişi başbaşa kaldı mı samanlık seyran olur muş derler ya o
samanlık oldu ama seyran olması için güzel bir duş almak gerekirdi. Sular
kesikti. "Haydaaa" demeye başladık. Apartmanın komple suyu kesilmişti.
Hidrofor arıza yaptığı için su çıkmıyordu. Emrullah yöneticiye gidip, "Ne
zaman tamir olur" diye konuştu.
Yönetici de, "Yarın herşey tamam olur merak etmeyin" diye cevap vermiş. O
gün hiç birşey yapmadık sadece konuştuk, tavla, kağıt ve kızma birader
oynadık. Evin içerisinde uzandık çocuklar gibi oyunlar oynadık. İnanın ki
sessizlik ve herşeyden uzak olmak kadar güzel birşey yoktu. Ertesi gün oldu
ve öğleden sonra doğalgaz ve su ikisi de birlikte gelmişti. Öğle saatleri
sonu gibiydi. Kocam duş aldı ve ben banyoya girdim. Tam bu sırada dairemizin
zili çaldı. Kapıya vurdular. Üst kattaki komşumuz du kapımıza vuran.
Heyecanla, "Karım doğuruyor bana yardım edin, karşıda kimse yok onlar
tatilde ben ne yapacam arabam yok. Bana yardım edin, karım doğuruyor" dedi.
Ben banyo yapmadan eşimle beraber hamile kadını en yakın hastaneye götürdük.
Orada sabaha kadar bekledik. İlaç, elbise, yiyecek.....gibi malzemeleri onlara aldık.
Adamın üzerinde para dahi yoktu. Masrafı biz çektik. Kısacası orada
sabahladık. Bir kız çocuğu oldu. Yorgunluğa değdi. Kızın adına benim ismimi
koydular. Çok mutlu oldum.
Yorgunluğumuza değdi. Doktorlar, "Anne ve çocuk sağlıklı, 3-4 saat sonra
alabilsiniz" dedi.
.
.
Komşumuz,
"Sizi de çok yorduk. İsterseniz gidin dinlenin. Ben taksiyle götürürüm"
şeklinde konuştu. Adamın bu yaklaşımı bizi memnun etti ve kaldık. Kadını
akşam saatlerinde eve getirdik. Mutluyduk ama yorgunduk. Yattık uyuduk.
Ertesi gün kalktık kahvaltı yaptık. Artık başbaşa kaldık. Derken apartmanda
bir çığlık koptu bir çığlık ki apartmanı boşaltıyorlardı. "Ne oldu" demeye
kalmadı. Yukarıda ki komşumuz kapımızı çaldı. Üst katta karşı komşumuzun
evinde yangın çıkmış. Alevler camdan çıkıyordu. Binadan dışarıya çıktık.
İşte olanlar ondan sonra oldu. Yangın olayı televizyondan duyuldu.
Kayınvalidemler, annemler tüm akrabalarımız bizim evimizin olduğu
apartamanın yandığını haber alır almaz koşup geldiler. Dışarıda bizi
gördüler. Herkes şaşkın vaziyette bir apartmana bakıyorlar bir de bize, "Siz
Antalya'da değilmisiniz, Yangını ne zaman duyupta geldiniz, Sizin
dairede birşeyler var mı, " soruları yağıp durdu. Biz ise hiç cevap vermeden
itfaiyecilerin yanına gittik. Annem, kayınvalidem, kayınpederim, babam,
kardeşlerim, herkes yanımıza geldi. "Siz Antalya'ya gitmediniz mi" diye
sorular sormaya devam ederken üst kattaki komşumuz geldi. "Yangın bizim eve
sıçrar mı" diye soru sordu. Ben de hemen atladım. Komşumuzla ailemi
tanıştırdım. Adam gayet iyi niyetle "Çok iyi evlatlar yetiştirmişsiniz.
İnanın ki bizi mağdur bırakmadı. Eşimi 3 gün önce doğuma yetiştirdi ve bu
güne kadar hastanede bizi beklediler. Yardımcı oldular. " deyince
ailelerimiz yaptığımız iyilikten dolayı bizi kutladılar. "eve neden
geldiniz" diye sorduklarında ise eşim iç çamaşırlarla diğer cep telefonunu
almak için geldiğini söyleyip geçiştirdi. Yangın akşam üzeri söndürüldü.
Binanın yarısı simsiyah olmuştu. Neyseki can kaybı olmamıştı. Yanan evin de
sigortası var olduğu için sahibi için büyük bir problem teşkil etmemişti.
Herkes birbirlerine "geçmiş olsun" dediler. Bizimkiler ve biz evimize
girdik. O gün sabaha kadar oturup konuştuk. Ertesi gün biz yine hazırlanmaya
başladık. Herkesle çıktı. Yeniden eve geldik. Onlarda evlerine gitti. İşte
bu duruma ağlayayım gülelim mi bilemiyoruz. Balayı böyle gelip geçti.
Hatıralar böyle kaldı.… |